24 Şubat 2015 Salı

sıkmayın

 bazı zamanlara da bazı olaylara denk gelirsiniz. 60-70 yıllar da yaşayanlar İnsanoğlunun uzaya çıkışına tanık olmuştur. içinde tarif edilemez bir haz duymuşlardır. yeni icatlar, yeni heyecanlar, hayatlarında önemli değişiklikler, mutlu insanlar dünyasında yaşamak sanırım güzeldir.
şimdi bakıyorum, hayat şartlarına makarnaya teslim olmuş bir milletle yaşamak zorundayım. her gün çemkiren bir adam, muhalefet yapamayan beceriksizlikler topluluğu, birlik olamamış bir millet.kötü bir hayat.... metroya her sabah bindiğimde aynı tipler. hemen uyku moduna girmiş, bir günaydın demek için bile dudaklarının kuruluğunu ıslatamamış insanlar.
 kitaplarla hayatını oyalayan insanlar da var bir de. kendi okuduğu yetmiyormuş gibi, okuduğunu göstere göstere milletin suratına çarpanlar. bana ne benim senin okuduğun kitaptan! al oku. okuduktan sonra başka birisiyle paylaş. bir daha mı okuyacaksın aynı kitabı? en sevdiğim karakter holden bile beni sıkar. Salinger çok sevseydi karekterinin devamını getirirdi. adam da bıkmış. Peter jackson üçlemeyi yaptı da ne oldu? Belki  Hobbit denen saçmalığı bu sefer   yediririm dedi, yemedi millet. sıkmayın adamları.
ben ne anlatıyordum konu nereye geldi.



14 Şubat 2015 Cumartesi

nihat

saçları kısa kesilmiş, iyi aile çocuğu görüntüsü çalışan işçilerin yanında parlak bir asker gibi duruşu, elleri nasırlaşmış elleri kapkara olmuş işçilerin yanında parlak bir ay gibi parıldıyordu. konuşmuyordu. konuşmadığında toplumumuz bir bilgelik vardır bunun etiketini yapıştırırdı. fazla üstüne gittim ben. şımarık patron çocuklarına benzettim. emekçilerin yanında, kendini beğenmiş gibi sandığım hallerine çok bozuldum. zorladım, vincin tepesine çıkarttım. korkuyorum, lafını dinlemedim. yükseklik korkum var, cümlesini duymamazlığa geldim. konteyner'ın tepesinde yaprak gibi titrediğini gördüm de muhallebi çocuğu yaftasını yapıştırdım.
bu yaşta da hala bir şeyler öğreniliyormuş..
küçük yaşta havale geçiren bu genç insanı üzdüm. sessizliğini, şımarıklık sandım. onu yüksekten indirirken 99 depreminde kayıp giden insanları ararken, sesim geliyor mu? cümlesi yerine özür diliyorum, özür diliyorum, özür diliyorum diyerek besmele çeker gibi içimden  tekrarladım...
affet beni genç insan, affet beni.....

 

13 Şubat 2015 Cuma

çorak

gözünün ışığı sönmüş insanları görürsünüz.  The Walkıng dead dizisinden çıkmış gibi sürüyerek, kendilerini eve atan insanların kaybedecek bir şeyi yokmuş gibi davrananlar,  her sabah metro'da karşınıza çıkar. İnenlere yol verin anonsunu duymadan, boş kalan koltuklara kendilerince plan yapıp gözlerinin şuursuzluğunda koltuklara atmalarını küçücük beyinlerinde hesaplayarak inmeye çalışanlara çarparsınız. Bir özür beklemek o kadar nimetten bir şey olmuş ki  bu günler de sabrınızı tansiyon ölçer gibi, anlamaya çalışırsınız. Şehir hayatının vermiş olduğu çorak ruhların yeniden bedene dönmesi geçtir artık.
Yerma gibi evliliğinin ilk yıllarında istemiş olduğu karnında ki cenin gibi, bu gibi insanların, ruhlarının çorak bir arazide süründüğünü anlarsınız....


12 Şubat 2015 Perşembe

bıktım bu memleketten

Müzeyyen'i severim.
sen yıllarca Güzelbahçe'de yaşa, sonra gel İstanbul'a gömül. vasiyeti mi bilemem ama yaşamadığın yerde gömülmeyeceksin. kötü düşünen bir adam da değilim sırf kokoşlar, godomanlar gelsin diye de cenazeyi İstanbul'dan kaldırıldığını düşünüyorum.
sen sağlığında kadını ziyaret etme, sonra mezarının başında ona şarkı çığır.
hep gösteriş, hep medya maymunluğunu oynama halleri.
bu 301 madencinin kara toprağa gömülme halleri gibi, sorumlular o gün istifa etme, şimdi face'ler de sayın halkım istifa ediyorum, size daha iyi hizmet için oyunuza talibim diyecek kadar da pezevenk çok bu memlekette.
inan bıktım bu pislikte yaşamaya. iyice çamura batıyorum gibi hissediyorum.
hep gösteriş, hep bir ego.
gerizekalı bir vali, okulu ziyaret etmiş, süt içmesine bir lafım yok. çocukları ayağa kaldırılmasına da ses etmiyorum. ama sen latin harfi kullanacağına osmanlıca saçma sapan bir şeyler yazarsan benim gibi kılları yerinden hoplatrsın. senin neyine küçücük beyinlerin aklını karıştırmaya. sonra götü yememiş ki korumasına sil tahtadakini diyecek kadar yaptığı bokun arkasında duramayacak kadar küçülürsün....

ses etme

alışkanlıklarımı değiştiriyorum. günde 4 defa Hürriyet'i tıklayan ben, artık Birgün ve Cumhuriyet okuyorum. Sözcü'ye bakmıyorum bi...