odadan çıkmadan sigara üstüne sıkılan her yerde 5 liralık ucuz parfümün boğucu kokusu, kaplar odayı. hafta sonları olmayan adamların sıkıcı, hayatları gibi anlarım parfüm kokularını. karşıdan bir kadın gelir, bellidir bir güne gider, parfüm kokusunu hissederim, aybaşı geçiren kadın kokusu gibidir; ağır, bunaltıcı, havada uçmaz, yapışır insanın üzerine, bir kene gibi. dün bir amca gördüm, kotun arka cebinde, bembeyaz bir tarak, olmayan saçlarını sanki bir bir hava vermek istercesine sırıtır o tarak. bugün terbiyeli günündeyim, tarak gibi yazdım, tarağı..
soma'ya kar yağmış, kar kokusunu severim. soğuğundan nefret ederim.
takıldı bana güzelleş be oğlum, şimdilik ölülümüne kadar hayattasın, dizesi....
7 Aralık 2013 Cumartesi
2 Aralık 2013 Pazartesi
yağmur
güzel günlerdi vesselam çocukluk. açardık ağzımızı yağmur yağınca, 2-3 damla denk gelirse gelirdi. tadı nasıldı hatırlamıyorum ama hayatın şimdilerde ağzımızda bıraktığı acı tattan daha iyi olduğuna eminim o yağmurun. hayatı keşfe çıkmış çocuktur yağmur yağarken gökyüzüne bakıp ağzını açan çocuk. büyüyüp hayatı ve insanları keşfettiğinde, öğrendiğinde o günleri özleyecek çocuktur. 2 tekerlekli bisiklete binmeyi öğrendiği o ilkokulun bahçesini, okula giderken dereye uçan kırmızı şapkasını, koşturmayı özgürce, dertsiz tasasız. hepsini özleyen, özleyecek çocuktur. ama hayat karşısında her zaman dimdik duracak, yıkılmayacak, adam olacaktır
13 Kasım 2013 Çarşamba
kandırık
İstanbul'u bilmeyen yoktur. Gitmediyse, tv'lerden neresi ne olduğu insanların gözüne sokarlar.
Sabah radyolar da akşam tv'ler de sanki Türkiye, İstanbul'dan ibaretmiş gibi sokak sokak trafik yoğunluğunu bizlere anlatırlar.
Gazetelerin 3. sayfa haberlerini tv'lerin ana haber bültenlerin de meşhur anchormanları(pek kalmadı da) sokak aralarına girer, garip vatandaşın yaşadığı gariplikleri anlatırlar.
Kısacası gitmesek te olmasak ta İstanbul'u sokak sokak tanıtırlar.
Resim de gördüğümüz yer, Bakırköy'de yapılması planlanan bir site.
Sanki Amazon ormanlarındaymış gibi bir hava yaratmışlar.
Bakırköy'de yer mi kaldı da, insanları kandırma yoluna gidiyorsunuz.
Bu kadar geniş arazi nerede?
6 Kasım 2013 Çarşamba
yavşak
taşeron katil, türk solu'ndan faşist diye bahsetmiş...
hızını alamamış; nazi çocukları, metal dinleyen satanistler diyerek engin kültür hazinesini okuyuculara ifşa etmiş!
devletin kurumuna çıkartan Rıdvan Memi de adamın söylediklerine çanak tutmuştu...
bir adamı öldür sonra bir adamı da yaraladıktan sonra hangi vicdanla bunları söyler veya söyleme cesaretini kendin de bulabilir bir insan anlayamıyorum.
utanma yok, arlanma yok, ALLAH KORKUSU YOK.
bu ve bunun gibi adamlara da yavşaksın sen diyen adam da yok.
hızını alamamış; nazi çocukları, metal dinleyen satanistler diyerek engin kültür hazinesini okuyuculara ifşa etmiş!
devletin kurumuna çıkartan Rıdvan Memi de adamın söylediklerine çanak tutmuştu...
bir adamı öldür sonra bir adamı da yaraladıktan sonra hangi vicdanla bunları söyler veya söyleme cesaretini kendin de bulabilir bir insan anlayamıyorum.
utanma yok, arlanma yok, ALLAH KORKUSU YOK.
bu ve bunun gibi adamlara da yavşaksın sen diyen adam da yok.
25 Ekim 2013 Cuma
la
sevmediğim bir şehre yalandan olsa da sırt çevirmenin bahanesiyle, gizli gizli okurum, şehirle ilgili ayrıntıları...
Yılmaz'ın; asfaltlar ışıldar, buz tutardı yalanlar.. diyerek sigaramdan derin bir nefes çekişim var ki, bu ayrıntıyı babam görmüş, deden gibi içiyorsun bu zıkkımı diyerek kendince beni yerin dibine batırmış, ama ben içimden çocuk heyecanıyla mutlu olmuştum, hayal mayal hatırladığım dedeme benzetilmem, benim mutluluk derecem de tavan yapmıştı...
Deniz'in, ah yağmur dönerken kara, şarkılar var falımda demesi bile, gri kokan şehre olan küçümsenecek davranışları sergilemekte ki beceri katsayımı, ruhum da kpss'yi kaybetmiş bir genç gibi hüzün dalgasını önleyemiyorum...
son üç bölümü seyretmemem de ki gaye belli. Ondan kopamamak...
seyrettin mi bu onu öldürmek anlamına geliyor benim küçük beynim deki, kıvrımı olmayan, hypothalamuss..
la'yı özledim ben, seyretmemeye devam....
Yılmaz'ın; asfaltlar ışıldar, buz tutardı yalanlar.. diyerek sigaramdan derin bir nefes çekişim var ki, bu ayrıntıyı babam görmüş, deden gibi içiyorsun bu zıkkımı diyerek kendince beni yerin dibine batırmış, ama ben içimden çocuk heyecanıyla mutlu olmuştum, hayal mayal hatırladığım dedeme benzetilmem, benim mutluluk derecem de tavan yapmıştı...
Deniz'in, ah yağmur dönerken kara, şarkılar var falımda demesi bile, gri kokan şehre olan küçümsenecek davranışları sergilemekte ki beceri katsayımı, ruhum da kpss'yi kaybetmiş bir genç gibi hüzün dalgasını önleyemiyorum...
son üç bölümü seyretmemem de ki gaye belli. Ondan kopamamak...
seyrettin mi bu onu öldürmek anlamına geliyor benim küçük beynim deki, kıvrımı olmayan, hypothalamuss..
la'yı özledim ben, seyretmemeye devam....
8 Ekim 2013 Salı
yaşam alanı
yaşam alanımız var, bizim.
yaşam alanımız olmasa nefes alamayız.
yaşam alanımızın içinde çişimizi bile yaparız.
yaşam alanımız o kadar büyük ki, 40 metrekare Almanya filminin yanın da salon salomanje olur.
yaşam alanımızın bittiği yerde başkasının yaşam alanı başlar.(bize hep yedirdiler, senin hürriyetin bittiği yer de başkasını hürriyeti başlar)
yaşam alanımızın yanında ki yaşam alanlarına da arada sırada dikiz ederiz.
yaşam alanımızın yanında ki yaşam alanların da adaba aykırı bir şey olursa bağırta bağırta osurur, dikkat çekeriz. Sonra da milleti işinden ederiz.
yaşam alanımız olmasa nefes alamayız.
yaşam alanımızın içinde çişimizi bile yaparız.
yaşam alanımız o kadar büyük ki, 40 metrekare Almanya filminin yanın da salon salomanje olur.
yaşam alanımızın bittiği yerde başkasının yaşam alanı başlar.(bize hep yedirdiler, senin hürriyetin bittiği yer de başkasını hürriyeti başlar)
yaşam alanımızın yanında ki yaşam alanlarına da arada sırada dikiz ederiz.
yaşam alanımızın yanında ki yaşam alanların da adaba aykırı bir şey olursa bağırta bağırta osurur, dikkat çekeriz. Sonra da milleti işinden ederiz.
4 Ekim 2013 Cuma
dal rüzgarı affetse de kırılmıştır bir kere
Babasının elini sıkıca tutmuş, şaşkın gözlerle çevresine bakarak, ayağında ki lastik terliklerle babasıyla aynı kombinasyon da ergenliğin vermiş olduğu bedensel ve ruhsal mutasyonu yaşamamışcasına acil kapısından fırlayıp, arap deresi tarafına yürüyüşlerini seyrettim.
Soğuk bir sonbahar akşamında, yaşanan enstantane beynimin bir köşesine kazınmıştır.
Hayal kurarım, oğlanın babasıyla gurur duyabileceği bir şey olması gerekir.
Babam bana lastik terlik almıştır.
Çıplak da dolaşabilirdi.
Babam elimi tutuyor.
Baba çolak, baba çocuğunun elini tutamayacak kadar duygusuz...
Ben babama çok benziyorum
genlerle ilgili bir şey ama doğru
Babam beni seviyor.
ellerin kavrayışından belli.
Küçük mutluluklar belki..
Aşkım'ın Küçük mutluluklar kitabında anlatılan zorlu süreçlerden sonra ulaşılabilen büyük mutluluklar zırvasını bir kenara bırak
Anlık mutluluklar, belki...
yazı başlığını da geç.
3 Ekim 2013 Perşembe
yok birbirimizden bir farkımız

İstanbul Valimiz Mutlu, gençlere söz verdi, cucuklarım diye gecenin bir vaktinde tv'lere çıktı. Twetter denen gavur icadını sırf cucuklarla kontak kurabilmek için koca parmaklarıyla ince tuşlara bastı. Gezi olaylarında, abdesti kaçmış bir mümin gibi kaçamak bakışlarla tv kameralarına bakıp, yapmayacağız, basmayacağız diyerek annelerin yüreklerine su serpmek gibi bir niyeti olduğunu belli edip, arkasında duran kolluk kuvvetlerine dönüp; haydi arkadaşlar diyerek ne kadar sözünün eri bir insan olduğunu kanıtladı!
Badem bıyıklı bir valimizdir.
Eskişehir Valimiz Tuna, kimseye söz vermedi. Bir haberciye Oğlum İsmail, hitap tarzıyla başlayan Usta Nazım'ın Taranta Babu'ya mektuplar hikayesine dönemeyen, mail adresi benim de, o yazıyı ben yazmadım diyebilen, hadi inandık ta lan bir mail adresine sahip çıkamayan bir validen, bu halk ne bekler diye kendi kendimize sorma mı diye düşünce sellerinde boğulan bizler, çok inanmadık ta, sen gel benim bir şeylerime anlat gibi bir fikre sahip olduk.
Bu da badem bıyıklı bir valimizdir.
Hani eskiden bir reklam vardı; Yok birbirimizden farkımız, ama biz Osmanlı bankayız...
aha işte bu reklam sloganı T.C valilerimize pek bir yakıştı....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
ses etme
alışkanlıklarımı değiştiriyorum. günde 4 defa Hürriyet'i tıklayan ben, artık Birgün ve Cumhuriyet okuyorum. Sözcü'ye bakmıyorum bi...
-
garip zamanlar bu zamanlar. kutuplaşma yaşıyoruz da diziler arasında bu kutuplaşmalar kaynıyor. kahve deryası, kahve dünyası, kahve telves...
-
Mesai arkadaşım, şirketin projesini tamamlamak için Hindistan'a gitmişti. İzlenimlerini merak etmiştim. Havalimanın da mükemmel ...
-
bastırılmış duygularla geçen onca hayattan sonra, 70'lere merdiven dayamış birisinin saçma sapan hareketlerini seyrediyorum. tezimi d...

