30 Mayıs 2017 Salı

Ayşe Deniz



bu yazımda bahsetmiştim Ayşe Deniz'den.
Çemkirmem annesineydi.
ölmüş, yavru.

benim badem gözlümü  hatırlıyorum, 
ilk ergenliğe girerken pasta alıp kutlama yapmıştık. 

anılarla boğuşur umarım, annesi. 

o yaşamalıydı. eli silah tetiği değil, kalem tutmalıydı derslikte. köşeye sıkıştırılmış bir kedinin ölümü onunki. seçeneksizliğin ölümü... ölümünün ülküsel ve insanlık idealleriyle kutsanmasını klavye devrimcilerine bırakıyorum. bitti. the end. olan bu işte...
ekşi. 


26 Mayıs 2017 Cuma

Musicorama 2


19 Mayıs törenleri memleketimin diğer beter olun  şehirlerinde nasıl geçiyor bilmiyorum ama İzmir'de beceriksiz belediyenin en güzel yapmış olduğu organizasyon da nereye gideceğini insana şaşırtıyor

Gerizekalı büyükşehir belediyesi etkinliği üç güne yaymış. 
İlk gün Manga. Bir kaç şarkısı dışında tuttuğum söylenemez. 
İkinci gün, Şebnem Ferah. Bütün hareketlerini ezberledik. Sıkmaya başladı. 
Son gün ise Mor ve Ötesi. Bak bu grup defalarca dinlenir. Ama bu benim aptallığım, konser gününü karıştırmışım. 

Biz ne yaptık, Narlıdere'ye Abdül'ün kutlamasına katıldık.
 Haluk Levent'i izlemeye gittik. İyi ki gitmişiz. Mükemmel, sıcak, performans harika.
 Bir de benim en sevdiğim şarkı olan Dağlar'ı öyle bir söyledi ki. 
Koptuk,
musicorama   devam ediyor. Saçma sapan albümlerden işe yarar olanı burada sunum yapıyorum.






Norm Ender, bana ters olan bir müzik ama bu çocuğu sevdim. Yaratıcı, lafı evelemeden direkt söyleyen bir müzik kültürü var. Bu müzik grubunda tek beğendiğim Ceza idi.  Şimdi bir numara Norm Ender.


Çocukluğumun grubuydu, mike and mechanics. Şimdi Let me fly albümüyle ben biliyorum yeter. 
Bu grup için sanki zaman durmuş. 30 sene önceki ritmler aynı. Şarkılarda ki sözler farklı. Bu grubu bilmeyenler için belirteyim ki, Genesis'in kopyası. Genesis kim peki? Phil collins. Bu phil collins kim peki? South park'ı bilirsiniz artık. Devamlı bunun müziğiyle dalga geçilen müzisyendir. 
Tek hariç nokta var; against all odds. 
Bu şarkıya ben bitiyorum. Hala dinliyorum.


Metrekare grubu rock tarzında bir albüm çıkartmış. İlk başta solist 1980'lerin spandau ballet grubunun solistine benzettim. Şimdi size dinletmek lazım. Şöyle de olabilir. Bir erkek, Robert kolejde ilk seneleri;
-nerede okuyorsun evladım?
tok bir ses düşünün, kendinden emin, ukala, liboş bir ses tonuyla
-robert kolejj
Adam bu ses tonuyla şarkı söylüyor. Alışınca fena değil ama alışmak lazım. 



Nadas, çok sevdim. Müzik ritimleri red hot chili peppers.
ama sözler bir felaket. belli bir noktadan sonra karaoke gibi dinleyeceksin. bas gitarı konuşturmuşlar ama sözler gerçekten çok saçma. rock albümünde yine saksafon çıktı.
Dinlenmeli bu albüm.


üzüldüm garibime.
sırf para için yapmış. Belki ekstra çıkar diye, piyasada olmak  istemiş.
arabeks şarkılar, çarpıyor dört bir yanımı.
üzüldüm. 

15 Mayıs 2017 Pazartesi

FOMO


 iyi insan olun diyorlar ya, kendileri iyi olmuyor o başka. 
başka başka yerlerden vuruyor, yaratan. kimseyi üzme, kimsenin hakkını alma, kimseyi ekmeksiz bıraktırma. İş hayatımda kimsenin ekmeğine mani olmadım. 
kimseyle uğraşmadım.
kitap okumanın yararlarını yazmışlar geçenler de.
empati kurma yeteneğine sahip oluyorlarmış, çok kitap okuyanlar.
belki bu yüzden, insanları anlayabilmek,  uyumlu bir birey gibi toplumda yer edinebilmek. 

ilk aşkım ile face arkadaşı oldum.
ilkokul arkadaşımdı. sonra takıntı haline geldi bende.
liseye kadar sürdü bu.
şimdi bakıyorum da, salakmışım.
buna mı gönlü mü kaptırmışım diye. 
sınıfın en zeki kızıydı.
ama insan da şans olmalı bence.
Boğaziçi'yi bitir öğretmen ol, şimdi en kötü meslek lisesinde, kendini parala. 
bakıyorum, eşinden yana da şansı yok.
batmış, çıkmış.
şans işte.

ilkokul da başarısız bir öğrenciydim.
ama öğretmenim de  de iz kalmış.
yukarıda bahsettiğim Boğaziçili, arasana öğretmenimizi dedi.
unutmuştur o beni dedim.
unutmamış. kanserden öğlen kızı meğerse beni çok severmiş.
akılda kalmışım, öğretmenimin.

anneler gününde yine, sosyal hesaplarımı kapattım.
iyice bokunu çıkarttılar bu sene.
annesi olanı var, olmayanı var.
vıcık vıcık, paylaşımlar.
24 ana ve çocuk ölmüş, susacaklarına daha da azıyorlar.
bu millet, sosyal paylaşım manyağı olmuş.

yazı başlığı; fomo (Fear of Missing Out).














  

4 Mayıs 2017 Perşembe

seçimini yap


Çok sıkılmışsın bu dünyada, sevenin kalmamış, işsizsin, yıllardır tuttuğun parti iktidar olamamış, senin eğitim seviyenin altında insanlarla muhatap oluyorsun, sokaklar da bir kıroluk akıp gidiyor, kadınlar erkek, erkeklerin orospu olduğu bir dünyada yaşamaya çalışıyorsun. 
Biri çıkıyor, bu dünyadan başka bir dünya var daha diyor. 
hem de sallamadan, bilimsel gerçeklerle bunu ispatlıyor.
Yukarı da bu dünyadan bezmiş insanlar. 
Hepsi birer, birer intihar ediyorlar ve öteki dünyada tekrar hayata merhaba diyorlar. 
İlginç bir film. 
Robert Redford bilim adamı rolünde.
Saçlar yine fiyakalı. 








The Dıscovery'i seyrettikten sonra aklıma bu film geldi.
uzun yıllar önce seyrettiğim bu filmde iki farklı dünyadan( kadın dr, adam ahçı) iki insanın karşılaşması.
buraya kadar normal.
İnsanlar, bütün duyularını yavaş yavaş kaybediyorlar.ilk koku alma sonra sırayla diğer duyular kayboluyor.
Düşünün yemek var kokmuyor, çiçek var, kokmuyor. sonra duymuyor insanlar, daha sonra konuşamıyor ve son sahneyi anlatmayayım.
Şimdi bu ortam da birbirini bulmuş iki farklı insan, birbirini kaybetmemeye çalışıyor. 
direniyorlar, bu hayata.
intihar etmek onlar için kolay bir çözüm.
ama yapmıyorlar.


bu iki filmle ilgili benzerlikler var.
bir filmde teslimiyet, ötekinde tutku, inat, hayata tutunma.
seyredilmeli bu iki film.
arka arkaya.

sen hangi dünyayı seçerdin?





2 Mayıs 2017 Salı

kitap fuarı


coğrafi bölge zayıflığı olanlar veya şöyle diyelim, yeni nesil gençlik daha doğrusu zır cahil topluluğumuz, İzmir'in ayrı bir ülke veya federasyon olduğunu sanıyorlarmış. Bu geyik bu aralar gençler arasında bir efsane gibi konuşuluyor. akepe'nin ikitdarı ile birlikte doğan genç nesil 15 yaşında şu an. Doğduğu günden bu yana, akepe'ye hayır diyen bir şehir var; İzmir. 
Çocuklar merak eder de ana ve babaları merak etmez mi?
eder.
alaçatı ot festivalinde gördük.
Hafta sonu Urla Enginar festivalinde gördük.
ve İzmir kitap fuarında da gördük.
Çorum'dan, Yozgat'tan, Ordu'dan, Muğla'dan 22. düzenlenen İzmir Kitap Fuarı'na akın etmişler. 
Nereden biliyoruz, anonsu yapan hanımefendi, nereden bulmuşlarsa, mükemmel bir diksiyon ile yarı alaycı yarı ciddi bir şekilde anonslarını takip ettik. 
Muğla Anadolu lisesi Edebiyat öğretmeni falanca lütfen uzak bir mesafeden gelmişsiniz ama danışmaya kadar yoracağız biraz sizi gibi takılmalar ile güzel bir kitap fuarı yaşadık.




içeri girmek için 30 dakika bekledik. Bu sene iki defa gittim, aynı kalabalık hep yaşadım. 
İnsan biraz mutlu oluyor. 
Sizin gibi düşünen insanların çok olduğunu görüyorsunuz.
Sağcı yayınevlerindeki tehnalığı çekmek istemedim. Kezban gibiler hepsi.



yayınevleri kampanyalar ile indirimlerle, insanları mutlu ettiler.
ben 5 poşet ile yarışı tamamladım.
hangi kitaplar mı?
nefret ederim, okuduğum kitabı yayınlamaktan.
görmemişler gibi.




gençlerin çok olması mutluluk verici.
Bunda öğretmenlerin katkısı büyük.
ayrıca kitap imzalaya gelen yazarların da alçak gönüllülüğü
kitapseverlerin coşmasına neden oluyor.
sabırla sıralarının kendilerine gelmesini bekliyorlar.



bu bebek yazar pop starı gibi.
Miraç Çağrı Aktaş'mış. 
ilk defa duydum.
bu bebe, 4 kitap yazmış. ben neredeydim diye şaşırmak elde değil.
kitapla alakası olmayan bir arkadaş gördüm.
kızı için gelmiş buraya.
adam da bir surat. 
kızı da bayılıyor, bebeye. 
ama çok seviyorum ben onu diyor. 
acıdım babaya. 




bu bebe sırası da, Gözlük kitabının yazarı; Koray Yersüren'miş.
ilk defa duydum.
bu benim cahilliğim.
çünkü çevremde bunları okuyan kişi yok.
kızmıyorum.
yazsınlar ki yeni nesil kitap okuma alışkanlığı edinsin.


bu siyah giyen adamlar da Uykusuz ekibi.
içlerinde hangisi Yiğit Özgür bilemedim. soramadım da.
ben mizah dergisi okumayı gırgır'dan sonra bıraktım.
biraz leman belki.
sayfadan tasarruf yapacaklar diye, kör olan gözlerimi daha da bozmaya niyetim yok.




ses etme

alışkanlıklarımı değiştiriyorum. günde 4 defa Hürriyet'i tıklayan ben, artık Birgün ve Cumhuriyet okuyorum. Sözcü'ye bakmıyorum bi...