29 Haziran 2016 Çarşamba

thin red line



bugün bilerek geç kalktım. dün gece  donumuza kadar aranılan yerde, adamlar ellerini kollarını sallayarak, keleşleri ateşlemelerini alışıldık gözlerle seyrettim ve  yaşlı dedeler gibi onları tabiriyle; ajansları dinledim. acele etmedim. metroya, yaşadığım her anı hissederek yürüdüm. kendimi bir daha bu anları yaşamayacak gibi düşündüm.
halbuki, hafta sonu çok güzeldi. Teos'a gitmiş, mavi bayraklı o buz gibi sularda yüzüp, akşam da sığacık ta mükemmel bir yemekle geceyi sonlandırmıştık. İzmir'de yaşadığıma seviniyorum. Okumak için, iş için, tatil için İstanbul'a gitmenin manasızlığını ben anlamıştım da çevremdekiler anlamamıştı. Benim İstanbul'dan vazgeçtiğim süre 15 sene oldu.  Orada nefes almak istemiyorum. İnsanların suratlarında ki biçimsiz şekilleri görmek istemiyorum. İstanbul da yaşamanın vermiş olduğu aptallığı bir bokmuş gibi suratlarına sürmelerine anlam veremiyorum. ben burada mutluyum.
 yukarıdaki resimde ki adam benim. istanbul'da yaşayanlara manasızca bakan benim.

yazı başlığı, 1998 yılında  saving private ryan ileaynı anda  vizyona giren ve bence daha kaliteli ve oyuncu kadrosu daha iyi olan thin red line afişe ediyorum.  




16 Haziran 2016 Perşembe

küçük şeyler

şirketimi seviyorum.
bizleri düşündüğünü biliyorum
sabah kahvaltı vererek çalışanların işlerine keyifli bir şekilde başlamalarını sağlıyor.
ben de elimden geldiğim kadarıyla verimli çalışarak, şirketimin kar etmesine ön ayak oluyorum.
tedarikçiler tarafından sevilmediğimi biliyorum. 
amaç az maliyet ile çok işler yaparak şirketimin bu kısır döngü piyasadan elinden geldiği kadar ayakta kalmasını sağlıyorum.  Elde edilen kazançlar, bana veya çalışanlara ikramiye olarak döneceğini biliyorum.
çok mu yalakayım.
evet. yalakayım. 


patronlarım, bizler bir şeyler kapalım, küçük düşüncelerden kurtulalım,
olumsuz sinyal dalgalarımızı minimize edelim diye bize Üstün Hocayı göndermiş.
ön yargılı bir eşşek olan ben, bu adamı tv'lerden gıcık kaparak seyretmişliğim de vardır..
ama canlı, örnekleme yöntemleriyle yaptığı anlatımıyla beni kendine esir aldı.
beni mest etti.
hayatımda bu kadar çok güldüğümü hatırlamıyorum.
bundan sonra ön yargılarımı körlük olarak nitelendirip,
minder altına sakladım.
hocam, size saygı duyuyorum.

bu arada, 

sakın seyretmeyin. bu hayat pahalılığında yukarıda ki filme para filan vermeyin. 
0-5 yaş arası çocuk filmi olmuş.
çocuk kanalı duck tv'de ileri de seyredilebilinir. 



10 Haziran 2016 Cuma

KEDİLER AZDI(KUDURDU)



düğünde gelini görüyorum, yanımdakine  gelin kilo mu almış diyorum. hayır, hamile diyor. kızın anne ve babası ortalıklar da  göremiyorum.

başka bir düğünde , damat trakyalı olmasına  rağmen zeybek'i mükemmel oynuyor. gelin sadece kırıtıyor, ben doğma büyüme egeli olarak kendimden utanıyorum.

sabahları işe giderken, bruce springsteen kliplerini yaşıyor gibiyim. metro da uyuyan insanlar. bitkin, yorgun, umutsuz..bir güzellik rus arkadaşım. bana metro arkadaşıyız diyor. ruslar'ın bu kadar güzel olduğunu unutmuşum. beni durakta göremeyince whatsapp'tan mesaj atıyor. nerde kaldınız, iyi misiniz gibi. Allah sahibine bağışlasın kadını, ama gerçekten güzel...

bugünün albümü Pinhani'den olsun. Kediköy albümünün en iyi şarkısı bana göre Benim Yüzümden.
kediler azdı, hepsi çıktı sözümden, trafo yandı ama her şey benim  yüzümden.. Çok  iyi çok güzel bir parça ama   beni sen inandır parçasına klip çekmişler.. Buyrun;

ses etme

alışkanlıklarımı değiştiriyorum. günde 4 defa Hürriyet'i tıklayan ben, artık Birgün ve Cumhuriyet okuyorum. Sözcü'ye bakmıyorum bi...