26 Mart 2014 Çarşamba



karamsarlıkların bol olduğu zamanlarda, ne yapmak gerektiği konusunda bilgi sahibi olsak da bir türlü harekete geçemeyiz. zaman engel olur bize birçok şeyi çözmeye yarayan zaman. kapı açılır, içeri giren birisi. o kişinin yüzünüzde oluşturduğu ifade, yeni birisi, tanıdık birisi, havanın rengi, kişinin giyimi, ruh halleri, ses tonu, sorduğu soru, bir anda sizin bütün düşüncelerinizi değiştirebilir. iki kişinin anlaşabilmesi, aynı frekansı tutturabilmesi tarafların birbirine açtığı kapıların büyüklüğü ile değişkendir. bazen katlanırız insanlara, bazen hiçe sayarız. en az onları bizi hiçe saydıkları kadar. ama hiçe sayılan kişiler bizim hiçe saydıklarımızla aynı olmaz. hele ki duygusal anlamda bir etkileşim bu çorbanın bir malzemesi ise ortamın koyuluğundan birbirini göremeyen iki kişi ortaya çıkabilir. en azından iki taraftan birisinin gördüğü gözden diğeri bunu göremez. belki de kendini zorlamayla bir şeyler görebilir ama bu zorlamanın yol açtığı kaos ileri de daha büyük tepkiye sebep olacak, hiç sarfedilmeyen sözler, edilmeyen kavgalar çıkacaktır. karşıdaki insanı tanımaya çalışmak dünyanın en zor işlerinden birisidir. yaşanan olaylar, konan tavırlar, edilen sözler, geçmiş bir nevi kişilikleri ortaya koyabilir. ama bunları çözebilmek de oldukça ustalık, deneyim gerektirecek şeylerdir. kimi zaman tanıdığını zanneder kişi, başa öyle bir olay gelir ki ardından belki kişiye belki de içinden "ben seni böyle tanımamıştım" diye bir cümle kopuverir. hayal kırıklıkları bir bardaktaki çatlaklar gibidir, bazen çatlak olarak o bardağı kullanmaya devam edebiliriz bazen de daha büyük çatlaklara sebep olur ve bardak yok olmaya / kişi unutulmaya kadar gider. yeni bir bardak almak zor gelir bazen, eskisine alışmışlık vardır, ama içine konulan 'bu siz oluyorsunuz'

şeyin rengi bardağa göre değişir. aslından sizde bir değişiklik yoktur ama dışarıdan bakan birisi için renginiz farklıdır. bazen hiç olmadığı kadar kırmızı bazen de hiç olmadığı kadar siyah. ama asla renksiz değildir.

Hiç yorum yok:

ses etme

alışkanlıklarımı değiştiriyorum. günde 4 defa Hürriyet'i tıklayan ben, artık Birgün ve Cumhuriyet okuyorum. Sözcü'ye bakmıyorum bi...