28 Haziran 2017 Çarşamba

paçozluk


metro'nun üçyol istasyonundan yukarı doğru çıkarken önümdeki kadın gaz çıkardı. istifini bile bozmadı. arkasına bakmadı. gürültülü bir osuruk sesi ile metroyu inletti.
akşam iş dönüşü, eve girerken,  karşılaştığım kadın osurdu. sıcak olmasından ötürü, sokağımda kimse yoktu ama manzarası muhteşem olan sokağımın karşısında deniz olmasından  ötürü, Karşıyaka sahillerine bile kadının osuruk sesi ulaşmıştır. Şaşırmıştır, karşıyakalılar göztepe de top mu patladı diye.

Alaçatı'nın çarşı girişinde otopark derdinde olan ben, vücudunu örtemeyen  bir kısmıyla arabasına yönelen  kadın, 66 plakalı aracına bindi. park yeri bulan ben, kadına mı bakayım yoksa 66 plakayı 666 olarak mı okuduğumu sanıp şaşkın bir surat ifadesiyle konvoy halinde bekleyen İzmirli sandığım ama iç anadolu'nun muhafazakar toplum uşaklarının sabırsız beklentilerini elimin özür işaretiyle bütün pasifliğimle azınlıkta kaldım.

Dışarıdan baktığımda konuşabilecek bir muhabbet yapısında sandığım kişilerin, cep telefonuyla, ne kadar kazandığını nereden nereye geldiğini yüksek sesle karşısındakine anlatıyor havasında ama bana ders verir  cümle yapılarını kafamın içine siker gibi yapıp ama ön sevişmesiz beynimin kuru olmasından dolayı bir türlü sokamadığı yarağını bir maymun gibi ağzına alıp kürdan muamelesinden ötürü geçemiyor.

Fırat Devecioğlu yazsında yazmış. okuyun.


Hiç yorum yok:

ses etme

alışkanlıklarımı değiştiriyorum. günde 4 defa Hürriyet'i tıklayan ben, artık Birgün ve Cumhuriyet okuyorum. Sözcü'ye bakmıyorum bi...