27 Kasım 2014 Perşembe

doymak bilmeyenler



bir yazımda solculuktan bahsetmiştim. eski bir blog eski bir yazıydı. adamı da yazının başına koymuş, işte demiştim. solculuğun son temsilcilerinden biriydi. Ankara ile başlayan şiirini de sevmiştim. özür dilerim yanılmışım. kendi adıma kendimden özür diliyorum. tanımayacak kadar aptalmışım.
tr'ye özgü bir şey doyumsuzluk. politikacılar da görüyoruz. kıçlarına yapışıyor koltuk. kaç kişi öldü iş kazalarından hala adam kıçında koltukla dolaşıyor.
para hırsı da doyumsuzluk örneklerinden biri. sen sanatını yap, ağır adam ol. ödüllü filmler de oyna, ödüllü filmler çek. sonra da gel kıytırık bir bankanın reklamın da boy göster. Kubrick'i ben hiç görmedim, reklamlar da. Salinger bir kitap yazmış, kenara çekilmiş, kendini toplumdan soyutlamış. Salingere'e versen dünyaları pet reklamında oynar mı?
bu ne aç gözlülük. hiç mi paran yok. hiç mi savunduğun fikirlere karşı duruşun yok?
sana kim inanır, Kadir İnanır'dan başka. (biliyorum iğrenç bir espri oldu)

6 Kasım 2014 Perşembe

düşünüyorum

giden gidiyor, ölen ölüyor. biraz üzülür sonra alışır insan.
bu aralar babam ölürse ne yaparım diye düşünüyorum.
ölümünü nasıl yayınlarım, whatsaap'tan mı yayınlasam, yoksa telefon mu açsam.  bilemiyor insan. face'den yayınlamam sanırım. bir de yorum atmıyorlar mı gıcık oluyorum. adam ameliyat olmuş, bir de foto çekip koymuş, dana gibi yatıyor. bir de beğenen salaklar da az değil.
işte böyle şeyler düşünüyorum.
saçma olabilir, belki benim babamdan önce   ölme durumum da olabilir.
ama düşünüyorum.


27 Ekim 2014 Pazartesi

fahşa*



bir başbakan, başkasının hayatını kurtarmak  için bir domuz ile birlikte olabilir mi?
ingiltere'de oluyor. 
halktan bir kişi olsa belki bir veya iki defa düşünebilir. ama söz konusu bir prenses ise yine düşünüyor. karısının itirazları sonuç vermiyor,  bir daha seçilememe sıkıntısı, insanın yukarıdaki fotoğrafa düşmesine neden oluyor. 
insan terbiyesi nereye kadar gider veya sınırını herkes  kendi mi belirler? 
bilemezsin.
dışarıdan bakarsın, adam düzgündür. ama içinden ne gibi fırtınalar geçer anlamazsın.
insan tehlikeli, bir hayvan.  .  

yukarıda geçen başbakan, bir hayal ürünü.. İngiltere'de çekilen black mirroy dizisinin, ilk bölümü. Dizi bana ilgi çekici gelmedi. Zaten koca bir sezon da 4 bölüm çekilmiş. Bu ilk bölüm, seyircinin ilgisini çekebilmek için başbakanlarını domuzla birleştirmiş ama diğer bölümlere bakmadım bile.

sen böyle bir diziyi tr'de çektiğini düşün...
o kanalın sahibini, yönetmenini, oyuncularını bir daha göremezsin sanırım.....

fahşa;
"özlükte "çirkin ve aşırı olmak" anlamına gelen fuhuş islâmî literatürde kelimenin sözlük anlamıyla da bağlantılı olarak, aşırı derecede çirkin söz ve davranış büyük günah, edeb ve ahlâka aykırı olup dinen yasaklanan her türlü kötülük ve çirkinlik anlamında kullanılmaktadır

8 Ekim 2014 Çarşamba

evlerinde hayvan besleyenleri sevmiyorum. Çocuk yapmayan insanlardan nefret ediyorum. Sorumluluktan kaçan insan, bunlar. al eline bir tane sıçan gibi bir köpek oraya taşı buraya taşı.
sevmiyorum bu insanları.

22 Eylül 2014 Pazartesi

şımarıklık

 gözleri görmeyen bir gazi ile tanıştım. Tunceli'de mayına basarak hayatının en güzel zamanların da babasına muhtaç yaşayan bir çınar ağacı gördüm. Gözleri çukurlaşmış, parmakları azalmış ama yüreği tertemiz bir  çınar gibi karşımda duruyordu. güneydoğu da yaşanan şımarıklığa artık tahammül sınırlarımın aştığını hissediyorum. Aptalca yapılan hareketlere, asker taşlamalarına, osuruktan sebeplerle taşkınlıklara, kızıyorum. Solcu diye geçinen yavşaklara zaten gıcığım, açıkçası kürtçüyüz, faşistiz diyemiyorlar. Bu ulus,  bu şımarıklığa daha ne kadar dayanacak?

9 Eylül 2014 Salı

uyumsuz

dün gece bir kürt düğününe gittim. damat diyarbakırlıydı. halaylar çekildi. ben seyretmekten yoruldum onlar oynamaktan yorulmadı. kadınlarının hepsinin başları açıktı. iç anadolu kadınlarının tersine kendilerine güvenleri var gibi gözüküyorlardı. bir kaç masada da türbanlı kadın vardı. pısırık bir şekilde, sandalyelerinde tavuk gibi sağa sola bakıyorlardı. Laikliğin teminatı sanırım kürtlerde. ne günlere kaldık.

inşaat firmalarıyla çalışan bir firmayız. Hani o reklamlar da boy gösteren büyük firmalar var ya hepsi dandik.
iş bilmezler, kanunlarla alakalı olmayan zırtoplar. bu kadar kanunsuz iş yapıyorlar yaptıkları binaları kontrol etmekte fayda var. Yurt dışında çalışan inşaat firmaları içinde geçerli. Büyük işleri beceremediklerinden, işlere iki veya üç firma olarak giriyorlar. Tam bir curcuna. Malzeme gönder, malzemeyi kaybederler. Kendileri o saha da nasıl kaybolmuyorlar anlamıyorum?




Uyumsuz(Divergent)  filmini seyrettim. İnsanların büyük savaş sonrasında sınıflara ayrıldığı bir dünya. Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Dostluk ve Bilgelik. Annen, Fedakar ise Cesur olabiliyorsun ama sınava girerek tabi ki. Bugünün dünyasında sınav stresini aynen ileri ki zaman diliminde çocukların tepesine oturtuyorlar. İlginç film. Kitabını okumadık ama filmini seyrettik. Açlık Oyunları ile mukayese edersem, Uyumsuz çok daha iyi. Kate Winslet, orta yaş güzelliğinde. Alışmışız onun genç kız rollerine ama orta yaş güzelliği onu çok daha seksi bir kadın haline getirmiş. Zaten kadınların en güzel yaş aralığı 35-45 yaş aralığıdır. Seksin en güzel çağlarıdır.

Bu aralar Jabberwocky'e sardım. Photomaton şarkısını defalarca dinleyerek, kendi alanımdaki rekorumu egale etmiş oldum. Müzik konusun da ki arayışlarım devam edecek. Yerli müzik konusun da sıkıntılar devam edecekse, yabancı müzik dinlemeye devam edeceğiz.

20 Ağustos 2014 Çarşamba

her şey göründüğü gibi değil.
saçma sapan  davranış sergilemenin yollarını öğrendik. kendi kendine tatminin boyutlarını abarttık. inandırdık kendimizi, çevremize de inandırma çabalarına girerken yorulduk. kapattık evlerimizi sevdiklerimize. yalan dünyamız da abartarak çizdiğimiz hayat standartlarımızın boyutlarını hayal dünyamızı aştı ta, kıçımıza giydiğimiz donun delikleri büyüdü.
samimiliğimiz küçüldü. gece yatarken uykumuz bölündü. sıçradık, pişman bile olmuşuzdur. sabah yeni bir güne başlarken günahlarımızdan arınmak yerine, arkası yarın gibi tekrar rollerimize geri döndük. daha da abarttık.
daha da küçüldük....


ses etme

alışkanlıklarımı değiştiriyorum. günde 4 defa Hürriyet'i tıklayan ben, artık Birgün ve Cumhuriyet okuyorum. Sözcü'ye bakmıyorum bi...