10 Kasım 2016 Perşembe

eşek olmak

İlk defa 10 Kasım'ı dışarıda geçirdim.
Yukarıdaki cümleden, sanki pranga mahkumu gibiyim de dışarı salıvermişler, bir günlüğe gibi anlaşılıyor.
 Hep iş hayatımda 10 Kasım'ı fabrika bahçelerinde geçirdim. Mecburiyetten gibi geliyordu o zamanlar, zorlama yapılan bir tören gibiydi. Fabrika sahibi 100 yaşında olmasına rağmen ki hala yaşıyor. Pazartesi sabahları İstiklal marşı söylettiren bir adamdı. Televizyonlara çıkmıştık. Bak bu fabrikanın elemanları her pazartesi günü marş söylüyorlar diye ulusal kanallar da bize seyretmişlerdi. Sadece andımızı söylemiyorduk.
İşte bu bana zorlama geliyordu. Törene katılmadan ofislere geçtiğimiz de güvenlik, bizleri  ofislerden   topluyordu. Şimdi gülüyorum, O zaman sinirleniyordum.
Dün 10 kasım' da Alsancak Garı'nın oralar da yakalandım. İzmirliler bilir oraları, deli trafik saatleri yaşanır oralar da. 09.05 gece kulakları sağır eden siren sesleri arasında aracımı yolun ortasında durdurdum ve hazır ola geçip huşu içinde bekledim. Saygıyla. halk ile bütünleşmenin ne olduğunu anladım. Herkes ile aynı anda bu duyguları tuttuğum takımın maçlarında yaşardım. Bütünleşir dik biz taraftar olarak.
Dün ağlamamak için kendimi zor tuttum. Bu zorla yapılacak bir şey değil. Sürü muhabbeti de değil. 15 temmuz da mesela ben kılımı kıpırdatmadım. Hala kuşku İle bakarım. Ama 10 Kasım öyle değil. Duygulanmamak için insanın eşek olması gerekir.

11 yorum:

Bücürük Ve Ben dedi ki...

Katılıyorum arkadaşım, bir şey zorla yaptırılırsa insanda ters tepkiye neden olur, psikolojik bir şey sanırım. Halbuki o zorla yaptırmadığı şeyi belki kendisi kendiliğinden zaten yapacak:)))en güzeli de zaten senin gibi kendiliğinden, içinden gelerek yapmak. 15 temmuz konusunda yerden göğe kadar haklısın bak an itibarıyla hapiste 20 kişi intihar süsüyle konuşmasın diye öldürüldü. İnşallah ortaya çıkacak...elbet ve herkes o zaman hanyayı konyayı anlayacak...

goethe'nin kılıyım dedi ki...

o zaman her şey geç olacak.
bak satılık devlet, hem de bahçeli, adamın kucağında.
ortaklık kuruldu. biri meralden, biri yargılanmaktan kurtuluyor.

Bücürük Ve Ben dedi ki...

O Bahçeli'nin Allah cezasını versin, çok uyuz oluyorum. :(

goethe'nin kılıyım dedi ki...

arkadaş,
ben de öyle. cinsel tercihlere karışmam ama.
homo diyorlardı onun için.
belki bu bastırılmış duygular onda böyle tutarsız davranışlara yol açmaktadır.

mavi dedi ki...

10 kasım sabahı iş yerinde çay demliyordum ben. Mutfakta elimde çaydanlık beraber hazır ola geçip saygı duruşuna durduk. Sonra çay bardağına biraz su koyup atam senin şerefine rakı niyetine içiyorum bunu ruhun şad olsun dedim. Atam mutlu olmuştur. Yattığı yer cennet olsun.

goethe'nin kılıyım dedi ki...

mavi;
aferin sana.
bir de selanik türküsü söyleseydin, saygı duruşundan sonra.ben söyledim.

mavi dedi ki...

Yapma bee aklıma gelmedi. ben o türküyü söyleyince ağlamaya başlıyorum. :(

Adsız dedi ki...

duygularımız beynimiz gibi çalışmıyor işte; baksan ikisinde de aynı eylem.Hissetmediğini yaşayamıyorsun,İnanmadığını hissedemiyorsun...

goethe'nin kılıyım dedi ki...

merube;
üniversite de ne okuduğunu merak ediyorum?

Dikiş Sevda’ sı dedi ki...

Müjde'de rastladım size ve şu anda blogunuzu okuyorum.Burda takıldım.Ben de her 10 kasımda tüm çalışanları bayrak direğinin önünde toplar ve saygı duruşuna davet ederdim.Hatta hali hazırda bulunan hastaları da dışarı çağırırdım.Deniz yıldızı misali bir kişinin ruhuna o hissi aşılayabilmek bile yeter diye düşünürdüm.Önceleri insanlara tuhaf ve zorlama gelen bu davranışım sonraları onlarda alışkanlık olurdu.Ve ben her 10 kasımda utanmadan ağlarım,nerede olursam olayım.Sağ olun var olun.

goethe'nin kılıyım dedi ki...

ben ona Bücürük diyorum. hiç görmedim ama aklımda oluşan çizgisi, kısa boylu, fırlama bir kız çocuğu olarak, aklıma kazındı.

güzel yorumunuz için teşekkür ederim. doktor bir okuyucum olmamıştı.
sizi takibe alacağım.

ses etme

alışkanlıklarımı değiştiriyorum. günde 4 defa Hürriyet'i tıklayan ben, artık Birgün ve Cumhuriyet okuyorum. Sözcü'ye bakmıyorum bi...