dediğim gibi kitaplarını filan okumadım... o büyük dövüşte oberyn mi yoksa, dağ mı kazanacak bilmiyorum! bilmek de istemiyorum! zira oberyn kazanmazsa; feci pislik çıkarırım! ortalığı yangın yerine çeviririm! yakarım o gezegeni de, bu gezegeni de! oberyn o dövüşü kazanacak, kazanmalı arkadaş! o kadar!
boğaz köprüsünden ne zaman biri atlasa aklıma gail gelir. Elif ile ilk tanışma kitabımdı. Sakin sakin okurken kitabımın sonlarında, gail hiç beklenmedik bir hareketle beni sarsmıştı. Uzun zaman kendime gelememiştim. Güzel bir son olabilirdi ama yazarın bu tavrı hiç hoş değildi, o zamanlar benim için. Ama şimdi yazara hak veriyorum. Bekleme yerinde en güzel hareketti. İki taraf arasın da tarafsız bir bölge gibiydi....
Burcu kurtuldu belki ama arkasında kalanlar topluma cevap verirken yorulduklarını gözlemledim. Cevap verme ihtiyacı hissetmeye ne gerek var? Burcu belki mutlu. Toplumun değer yargılarının geride kalanlara bir mahalle baskısı olabileceğini sanmıyorum. Balık hafızalı bir toplumda yaşanırken, bu kadar hassas davranmak gereksizdi...
Denetleme geçiren işyerimde denetlemeyi yapacak kişinin namaz kılması tuttu. Koca fabrika da bir tane seccade bulamadık! Esasın da bizim hatamız, devletin en seçkin kuruluşundan gelen seçkin kişilerin ruhi durumlarını düşünmemiz lazımdı. Bana göre bir majör bu!
Yalnız insanlar var. Duygularını çevresindeki en yakın insanlara anlatamama sıkıntısı içindeler. Belki karşısındaki sıkılmıştır, aynı mimiklerle, aynı ses tonlarıyla devamlı bir şikayet içerindeki durumlardan.
Biraz rahat bırakın karşınızdaki insanları. Ben mutluyum ayaklarını da bırakın, yalnızlık zor....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder